All Writings
Şubat 9, 2010

Soykırım Tasarısının Yeniden Değerlendirilmesi

Osmanlı imparatorluğunun dağılma sürecinde Ermenilerle yaşanan etnik çatışmaların soykırım olup olmadığı üzerine yapılan tartışmalar, yıllardır her baharda yaşandığı üzere, bir kere daha yaşandı ve Kongrenin ağırlığını koyması için ABD siyaset arenasına getirildiler. Osmanlı Türkleri tarafından 1915’te Ermenilere karşı yapılanları soykırım olarak tanımak üzere Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu tarafından kabul edilen son tasarı, ABD hükümetinin tarihi doğruları arayışından çok uzak ve siyaset sahnesine hiç uygun olmayan bir zamanda geldi.

 

Soykırım çok ciddi bir yafta ve bu etiketi kullananların, bunu kullanabilmeleri için,  ahlaki açıdan ehil olmaları ve olayların yaşandığı tarihi dönemi tam olarak kavramış olmaları gerekmektedir. Ermenilerin atalarını yüz binlercesinin öldürüldüğü dönemin şartlarını araştırılmasını istemek haklarıdır, ancak bu, bir asır öncesinde gerçekleşmiş silahlı çatışmaları, resmi araştırmalar yapmadan kanunlaştırmaya hem ahlaki ehliyeti olmayan hem de siyasi amaçlar uğruna insan hakları konularında siyasi saldırılarda bulunmaya hakkı olmayan ABD Kongresinin görevi değildir. Başkan Obama ve Temsilciler Meclisi Üyelerinin, tasarının gündeme alınmasının önüne geçilmesi uğrunda her türlü çabayı sarf etmelidirler.

 

Tasarının Temsilciler Meclisinde kabul edilmesi durumunda, Türk-ABD ilişkilerine vereceği ciddi zararların da ötesinde, böylesine hassas bir zamanda yapılan Kongre müdahalesi, tasarının dayandırıldığı insani gerekçelere de ciddi zarar verecektir. Türkiye ve Ermenistan, daha çok yakın bir zamanda, daha yakın ilişkiler, sınırın açılması ve en önemlisi yaşanan trajik olayların araştırılması için bir tarih komisyonu kurulmasını öngören iki protokol imzaladılar. Bu oylama Türkiye ve Ermenistan arasındaki barış sürecini sekteye uğratmakla kalmayıp, Türkiye’nin ABD’ye destek olma ve Ortadoğu barış sürecinde kritik bir rol üstlendiği bir dönemde Türk-ABD ilişkilerini tehdit edecektir.

 

İşin hazin kısmı ise bu tasarının, işin başından, siyasallaştırılarak ahlaki yönden zayıflamasına neden olmasıdır. Eğer amaç ABD’nin İnsan Hakları savunuculuğu ve savaş dönemlerinde gerçekleşmiş vahşetlerin tamamını resmi olarak kınanması alanlarında liderliği üstlenmesi idi ise, neden Sudan, Ruanda, Cezair ve Balkanlarda yapılan katliamlar için tartışmalar ve oturumlar düzenlenmedi? Tasarının güçlü bir lobi tarafından desteklenmesi ve destekleyenlerin aralarında Kongre Başkanı Nacy Pelosi, Californiyadan Dışiişleri Komitesi Başkanı Howard Berman, ve New Jersey’den Donald Payne ve Albio Sires’in de bulunmaları ve bunların çoğunlukla Ermeni seçmenleri temsil ediyor olmaları,  tasarıyı ahlaki zeminden siyasi zemine kaymasına sebep olmuştur. Bu meselenin de ötesinde, Howard Berman ve Dışişleri Komitesi, tasarının alevlendireceği ve hiçbiri izolasyon durumunda çözülemeyecek olan, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki toprak anlaşmazlıkları, kurbanların ve mağdurların tazminat talepleri gibi baskın gelecek sorunlara değinmekte başarı sağlayamadılar.  Bu seçim yılında Kongre üyelerinin tasarıyı destekleyerek elde edecekleri siyasi kazanç ne kadar büyük olursa olsun, tasarı ABD çıkarlarına uygun değildir, kabul edildiği takdirde Türkiye-Ermenistan uzlaşma sürecine zarar verecek ve Türkiye-ABD işbirliğini sekteye uğratacaktır. Bu denli ciddi bir tasarı için, Türk kimliğine hakaret niteliğinde olan siyasi eylemden öte derinlemesine araştırma yapılması gerekmekte. Eğer hakikaten soykırım işlemiş ise bunun kararı iki yılda bir seçilme kaygısı içinde olan siyasetçiler yerine uluslararası bir mahkeme tarafından verilmelidir.

 
Türkiye, yarım asırdan fazla bir süredir ABD’nin sadık bir dost olmuştur ve Amerika’nın Irak, Afganistan ve Arap-İsrail barış sürecindeki çabalarına destek vermeye devam etmektedir. Türkiye seküler bir demokrasi ve dünyaya açılmak ve ilerleme uğrunda büyük adımlar atmış bir ülkedir. Öyleyse ABD Kongresi neden Osmanlının torunlarını, dedelerinin eylemlerinden sorumlu tutsun? Türkiye soykırım terimini şiddetle reddederken şu anki Türk neslini lekelemeyecek olan nasıl bir karar kimler tarafından alınmalıdır? Yeni neslin geçmişte olanlarla hiçbir ilgisi yok, aksine, kimler tarafından işlenmiş olursa olsun, bütün zalimlikleri kınıyor. Bu durumda, ülke içi siyasi kaygıların utançtan yoksun bir şekilde baskın geldiği Birleşik Devletler Temsilciler Meclisi’ne yargılama yetkisini kim veya ne vermekte? Türkiye ve Ermenistan geçmişte olanları aydınlatacak ortak bir komisyon kararı vermiş bulundukları bir dönemde, Kongre üyelerinin yargıçlar ve jüri üyeleri gibi hareket etmemelidirler ve Kongre’de tasarı üzerine yapılan tartışmaları ahlaki bir zemine oturtulması gerekmekte.

 

Amerika’nın, halen süren iki savaş ve yıllarca sürdürülen şahin politikalar sonucu kararan küresel imajının cefasını çektiği bir dönemde, ABD kongresi, aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek konusunda uzlaşıya varan Türkiye ve Ermenistan destek vermeli ve Yukarı Karabağ sorunun çözümünü kolaylaştırma yolunda yardım etmelidir. Türkiye ve İsrail arasında diplomatik gerginliklerin yaşadığı bir dönemde, Yahudi lobisi dahi sessize Türklerin lehinde hareket ederek oylamanın az bir farkla sonuçlanmasına katkıda bulunmuştur. Başbakan Erdoğan’ın yakın dönemdeki demeçleri İsrail kamuoyunda hoş karşılanmamış olsa da, İsrail diasporası, Türkiye ve İsrail’in stratejik doğasından kaynaklanan ilişkisini ve Türkiye’nin batı ile olan ilişkisini sürdürmesi konusunda hevesli yaklaşımlar sergilemekte.

 

Daha da önemlisi, tasarının oylanması sonrasında ABD hükümetine karşı olgun bir tavırla yaklaşan Türk Hükümeti, ABD’deki kuvvetler ayrılığının doğasını anlamalıdır. Başkan Obama da, Dışişleri Bakanı Clinton’da son dakika da olsa tasarıya karşı çıktılar ancak Kongrenin gündemini ve oylamaları kontrol altına alamazlar. Başbakan Erdoğan hiçbir şartta ABD ziyaretini iptal etmemeli ve bu fırsatı davasını sunmak ve Türkiye’nin Ermenistan ile olan sorunlarını, ABD Kongresi müdahalesine gerek olmadan, çözebileceğini kanıtlamak için kullanmalıdır.

 

Pelosi ve Berman tarafından yanlış yönlendirilmiş olan bu tasarının Kongre gündemine geldiği takdirde kesinlikle onaylanacaktır. Daha da ötesi, tasarının hamileri, tasarının onaylanması ihtimalini görmeden gündeme almayacaklardır. Bu Demokratların ve Cumhuriyetçilerin, ABD, Türkiye ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geleceği konusunda işbirliği içinde çözüm üretebilmeleri için bir fırsat teşkil etmektedir.

TAGS
Genel
SHARE ARTICLE